Faaliyetler
Siyasal Vakfı Konya Grubu Buluşmaları-Güz 2011 | Siyasal Vakfı Konya Grubu Buluşmaları-Güz 2011 |
|
|
|
|
EKİM 2011 TOPLANTISI 09 Ekim 2011 Tarihinde Ilgın ilçesinde, İÜSBF 1986 mezunu kaymakam Cahit Işık’ın ev sahipliğinde “Anayasa Çalıştayı ve Tarık Zafer Tunaya” başlıklı toplantı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını İ.Ü. SBF Konya Grup Koordinatörü Ömer TOKGÖZ yaptı. İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesinin 1979 yılında ilk kurucu dekanı ve Anayasa Hukuku ve Siyasal Partiler hocası olan ve 1991 yılında kaybettiğimiz Ord. Prof. Dr. T. Zafer Tunaya’nın özgeçmişi ve eserlerini anlattı.
Tokgöz, 12 Eylül referandumu ve 12 Haziran seçimi sonrasında ülkemizde Darbeci zihniyetin son ürünü olan 12 Eylül anayasasının miadını doldurduğunu, 21. Yüzyıla Türkiye’yi taşımaktan uzak olduğunu, halkın özgürlüklerini kullanmasın diye barikat olarak yapıldığını belirterek; temel hak ve özgürlüklerin devlete karşı korunduğu demokratik, sivil ve vesayetsiz bir anayasa istediklerini belirterek sunumunu tamamladı.
Programda ikinci konuşmacı olan AKP Konya Karatay İlçe Başkanı Ömer Ünal, “Statüko ve Değişim ekseninde 12 Eylül referandumu ve 12 Haziran Seçimlerinin anlamı”, başlıklı sunumunu yaptı.
Ünal, AKP’nin toplumsal mutabakat ile yeni bir anayasa yapma iradesini taşıdığını, amacın 12 Eylül anayasasının toplumumuza dayattığı prangalardan kurtulmak ve halkımızın önünü açmak olduğunu vurgulayarak başladığı konuşmasında, özellikle 1921 anayasası hariç diğer tüm anayasaların devlet merkezli olduğunu, devleti herkesin sahiplenmesinin başka bir şey, kutsallaştırmanın ise önemli bir hata olduğunu, Türkiye’de bireyin devlet karşısında edilgen olduğunu, yeni anayasanın ise AKP programı, tüzüğü ve 2012 seçim bildirgesi ışığında insan merkezli ve topluma hizmet eden devlet anlayışı ile sosyal piyasa ekonomisi bağlamında temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir bakış açısı ile hazırlanmasını hedef aldığını vurguladı. Amaçlarının halkı devlete karşı koruyan anayasa yapmak olduğunu, anayasa yapılırken elit bir grubun değil, toplumdaki tüm kesitlerin görüşlerinin alınacağını, sivil ve katılımcı bir anayasa hedeflediklerini belirtti.
Çalıştay her iki konuşmacıya yöneltilen soru ve cevaplar ve karşılıklı yorumlar ile tamamlandı. KASIM 2011 TOPLANTISI
Siyasal Vakfı Konya grubu, 17 Kasım 2011 tarihinde “Alternatif Bankacılık, Faizsiz Finas Kurumları ve Finansal Kriz” konulu Çalıştayı Sille Kültür evinde bir araya geldi.
Programda Kuveyt Türk Şube Müdürü Bilal Göksu tarafından, Katılım Bankacılığı ile Mevduat Bankacılığının birleştiği ve ayrıldığı yönler ile faizsiz finans sisteminin ne olduğu üzerine sunum yapıldı.
Bilal Göksu, detaylı sunumunda Cumhurbaşkanı Özal tarafından altyapısı oluşturulan faizsiz bankacılığın 1960’ların sonunda dünyada modellendiğini belirterek, sermaye ortakları arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin de önemli bir payı olduğunu, esas olarak üretimi ve istihdamı desteklediklerini, mal ve hizmet karşılığı olmayan hiçbir finansal işlem yapmadıklarını, 28 Şubat döneminde her şeyiyle açmaya hazır oldukları banka şubelerine kasıtlı olarak izin verilmediğini, 2023’e kadar şube ve hizmet ağlarını tüm ülke sathına yaymak için yoğun bir şekilde çalıştıklarını belirtti.
Program süresince mevcut bankacılık sisteminin mevduat bankası-katılım bankası özellikleriyle ayrıştırılması ile devam edip, İspanya, Yunanistan, İtalya’da yaşanan krizlerin altında üretimle bağıntısı koparılmış biçimde 60–70 kata varan faiz işlemlerinin ve aşırı kaydi para yaratılmasından kaynaklandığı yorumuyla devam etti. ABD’nin finansal çöküşünün mukadder olup olmadığı, kapitalist sistemin şu anda 30-50 yılda bir rastlanan konjonktürel kriz dalgasıyla mı sarsıldığı yoksa bunu atlatıp yeniden sistemin kendisini yenileyip yenilemeyeceği üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu. Son olarak Wall-Street işgalcilerinin kökeni, bir araya gelenlerin kimi temsil ettiği, Çay Partisi hareketiyle ilişkisi olup olmadığı, Türkiye’de Borsanın işgalinin mümkün olup olmadığı tartışmaları ile sona erdi.
ARALIK 2011 TOPLANTISI Siyasal Vakfı Konya Grubu Güz 2011 toplantılarının sonuncusunda Mevlana’nın 738. Ölüm yıldönümü vesilesiyle anma programı düzenledi. “Mevlana ve Mevlana’nın Hayatımıza Etkileri” konusu, Konya’da bulunan İÜSBF mezunu siyasetçi, bürokrat, danışman ve işadamlarından oluşan grup tarafından ele alındı.
Program 15 Aralık 2011 tarihinde Gülbahçesi Konya Mutfağı tesislerinde yapıldı.
Programa ayrıca İstanbul Siyasal Mezunları Derneği Yönetim Kurulu üyeleri Funda Özsoy, Sema Çamcı da İstanbul’dan konuk olmuşlardır.
Konya Grubu Başkanı Ömer Tokgöz açış konuşmasında, Mevlana hazretlerinin 13. yüzyıldan bugüne niye konuşulduğu, mesajının evrenselliğinin kökeni konusunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. Mevlana hakkında hümanist, feylesof, mütefekkir gibi yorumların yapıldığını, oysa öncelikle Mevlana'nın sözünü evrensel kılan edebi yönü ve şairliği konusunun ele alınması gerektiğini vurguladı. Çok satar kitaplar şeklinde Mevlana ve Şems-i Tebrizi ilişkisini ortaya koyan eserlerin içeriğinde Mevlana’nın reel hayat çizgisi ile, İslam’la, tasavvufi yaşantısı ile örtüşen ne var ki? bu kadar çok satış rakamına ulaşılıyor sorusunu katılımcılara yöneltti. Mevlana ve Mevlevilik konusunda somut çizgilerin ortaya konulması ve gerçeklerin üstünü örten perdenin kaldırılması için "Mevlana Dergahı'nın Konya merkezli faaliyete geçirilmesini önerdi. Mevcut dergahın müze konumu nedeniyle etkin olmadığını, bu yüzden Mevlevi olan bir Müslümanın alamet-i farikası nedir, ne yapar ve diğer müslümanlardan hangi yönleriyle farklılaştığı konusunun açık açık bilinemediğini vurguladı. Geçmişte ve günümüzde İslam’da musiki sema ve raks konusunda farklı görüşler olmakla birlikte Mevlevi dergahlarında yüzlerce yıldır, sema ile birlikte ney, tambur, ud, kudum gibi enstrümanlarla klasik türk sanat musikisi icra edilmesinin ve sema sonunda kuran-ı kerim tilavet edilmesinin altını çizdi.
Karşılıklı değerlendirmelerle oldukça verimli geçen sohbetin sonunda Nihat Turgut özetle: “Mevlana’nın evrensel mesajlarının geçmişte ve günümüzde anlaşılamamasının nedenlerini: onu dar kalıplar içerisinde, parçacı bir sistematikle değerlendirmek, terminolojiyi yanlış kullanmak ve bu konuda objektif bilimsel kaynakların ve alan araştırmalarının yetersizliği şeklinde sayabiliriz. Çok satar popüler eserlerde de maalesef benzer durumları görmekteyiz. Mevlana, Anadolu’nun toplumsal ve kültürel zenginliği yanında kaos dönemlerini de görmesinin etkisiyle özellikle Selçuklular sonrası dönemde sünni islam anlayışının Anadolu’ya hakim olmasının, bilim, kültür, sanat ve edebiyat alanında pek çok bilim adamının yetişmesinin yolunu açan bir ekol oluşturmuştur.
Onu diğer mutasavvıflardan ayıran yönü, İslami bilimlerle birlikte pek çok alana yönelik uygulama bazlı eğitici-öğretici yeni bir anlayış geliştirmesidir. Din kavramının ve İslam’ın yeniden yorumlanmaya ihtiyaç duyduğu bir dönemde kuran ve sünnetin mesajlarını çok iyi özümseyen bu dahi nitelikli insan; tüm toplumu sevgi ve hoşgörüyle kucaklayan yorumlarıyla; bilime, bilgiye, üretmeye dayanan yeni bir İslam ekolüyle ve evrensel boyuttaki insani "kök" değerlere verdiği önemle, bundan sonra da uzun yıllar kendinden sıkça söz ettirecektir.”
Siyasal Vakfı Konya Grubu üyeleri daha sonra topluca Mevlana Kültür Merkezine geçerek Sema Ayin-i Şerifini izlediler.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Hakkımızda |
| Faaliyetler |
| Yayınlar |
| Galeri |
| Formlar |
| İletişim |